Giorgi Saakadze ve Aşk Uğrunda

Bu yazımda, Niyazi Ahmet’in (Banoğlu) yazdığı, muhtemelen çok az kişi tarafından bilinen Aşk Uğrunda adlı romanı üzerinde duracağım. Aşk Uğrunda, Ahmed Midhat Efendi’nin Gürcü Kızı yahut İntikam adlı kitabından sonra Türkçe yazılmış Gürcü temalı ikinci roman. Yazar bu romanın konusu üzerine yazdığı kısa önsözünde, “Aşk Uğrunda romanının kahramanı bir Kafkas hükümdarıdır” diyor. Ne var ki bu sözlerden, bir… Continue reading Giorgi Saakadze ve Aşk Uğrunda

Reklamlar

Bir ninninin hikâyesi

Gürcü edebiyatının Türkçeye çevrilmesinin tarihi üzerine araştırmalarım sırasında karşıma çıkan ilk isim Niyazi Ahmet Banoğlu oldu. Onun Gürcü edebiyatının çevirisine 1930’lardaki katkılarını “Kafkas Hikâyeleri’nin hikâyesi”, “Bir Kafkas romanı” ve “Elguca romanındaki Mzağo olmak isterdim!” adlı yazılarımda ayrıntılı biçimde anlatmıştım.  Gürcü edebiyatının ikinci çevirmeni ise, yine Gürcistan’dan Türkiye’ye göç etmiş bir ailenin çocuğu olan Hayri Hayrioğlu’dur… Continue reading Bir ninninin hikâyesi

Elguca romanındaki Mzağo olmak isterdim!

Niyazi Ahmet Banoğlu, Aleksandre Kazbegi’nin ünlü romanı Elguca’yı 1964’te ikinci kez yayımlarken,  1941 baskısından farklı olarak kitabın ilk sayfasına “Sara Bernar demişti ki...” başlıklı bir giriş yazısı eklemiş. Romanın çevirmeni, Elguca’daki Mzağo karakterinin ne kadar imrenilecek bir aşk yaşadığını ünlü Fransız tiyatro oyuncusu Sarah Bernhardt’ın sözleriyle anlatmak istemiş. “Sara Bernar olarak şöhret yapacağıma Gürcü edibi… Continue reading Elguca romanındaki Mzağo olmak isterdim!

Bir Kafkas romanı

Buradaki fotoğraftan da anlayacağınız gibi, yazının başlığı, Gürcü yazar Aleksandre Kazbegi’nin bir romanın Türkçe çevirisin adından başka bir şey değil. Kitabın iç kapağında ise, Bir Kafkas Romanı – Elguca yazıyor.  Ben kitaptan önce, Bir Kafkas Romanı’nın çevirmeni Niyazi Ahmet’ten söz etmek istiyorum. Niyazi Ahmet bu romanı 1933’te Gürcüceden çevirmiş ve Haber gazetesinde tefrika etmiş. Bu tarihten bir yıl sonra… Continue reading Bir Kafkas romanı

Gürcü Hatun

Bundan yıllar önce, 1993 yılında, muhtemelen hiç kimse Gürcü Hatun üzerine Türkçe ayrı bir yazı kaleme almamışken, çveneburi dergisinin 2-3 birleşik sayısında “Gürcü Hatun – Prenseslikten Melikeliğe” başlığı altında Beka Çilaşvili adıyla bir yazı yazmışım (sayfa 26-27). Yazmıştım diyemiyorum, çünkü, yazdığım pek çok yazı gibi bunun da varlığını unutmuşum. O tarihlerde başka kaynaklara, özellikle de… Continue reading Gürcü Hatun

“Kafkas Hikâyeleri”nin hikâyesi

Eskiden bir yazının, bir kitabın varlığını öğrenmek için kütüphane kataloglarını saatlerce taramanız gerekirdi. Şimdi “Google Arama” bu işi neredeyse tamamen üstlenmiş bulunuyor. Bu arama sayesinde bazen hiç tahmin etmediğiniz bir kitaba, bir yazıya, bir tarihsel evraka ulaşmanız da mümkün. Kafkas Hikâyeleri adlı kitabın varlığını ben bu şekilde öğrendim, “Google Arama” dolaylı biçimde kitabı karşıma çıkardı. Bu… Continue reading “Kafkas Hikâyeleri”nin hikâyesi

Aleksandre Kazbegi aşkı

"Kafkas Aşkı" adlı yazımda Aleksandre Kazbegi’nin (1848-1893) Türkçe çevirilerinden söz etmiştim. Bu Gürcü yazarı Türkçeye çeviren ilk kişinin Niyazi Ahmet Banoğlu (1913 - 1992) olduğu bu yazımdan da anlaşılıyor. Ancak o yazıyı yazarken Banoğlu’nun başka bir soyadıyla Gürcüceden çeviri yapmış olduğunu bilmiyordum. Ne var ki insan bir kere yazma macerasına sürüklenince, maceranın sonu gelmiyormuş. Şimdi… Continue reading Aleksandre Kazbegi aşkı

Bir kitabın izinde…

Şota Rustaveli’nin anıtsal eserinin Türkçe çevirilerinin şaibeli halleri, beni bu konuyu derinlemesine incelemeye yöneltti. Eski çveneburi dergisinde çıkan bu eserin çevirisine yazılmış giriş yazısında şöyle deniyordu: “A. Ö. Melaşvili, yıllarca süren yorucu ve sabırlı bir çalışma sonunda, Gürcüce aslından, Fransızca ve Azerbaycanca çevirilerden yararlanarak Türkçeye kazandırmayı başarmıştır”. Bu dergide yayımlanan çevirinin daha ilk dörtlüklerinde “sanatıyla”,… Continue reading Bir kitabın izinde…

Şota Rustaveli’nin Türkçede başına gelenler

Gürcistan’da Kraliçe Tamar’ın hükümdarlığı döneminde yaşamış olan Şota Rustaveli (yaklaşık 1160 - 1220), hükümdara sunmak üzere yazdığı ve 1.661 dörtlükten oluşan Kaplan Postlu Adam adlı yapıtıyla tanınır. Bu yapıt, şiir ya da düzyazı biçiminde dünyanın pek çok diline çevrilmiştir. Bu dillerden biri de Türkçedir. Ne var ki, Kaplan Postlu Adam'ın Türkçede başına gelenler, pişmiş tavuğun başına… Continue reading Şota Rustaveli’nin Türkçede başına gelenler

“Deda Ena Günü”ne giden yol…

Rusya, Gürcistan’ın işgalini ve ilhakını 19. yüzyılda, 1801-1864 tarihleri arasında gerçekleştirdi. Daha bu süreç tamamlanmadan Gürcü aydınlar arasında Çarlık rejiminden kurtulma mücadelesi de başlamıştı. Ne var ki bu mücadele tek bir örgütlenme çatısı altında yürümüyordu. Pirveli Dasi (Birinci Grup), Meore Dasi (İkinci Grup), Mesame Dasi (Üçüncü Grup), Halhosnebi (Halkçılar) gibi farklı siyasi-edebi akımlar ortaya çıkmıştı.… Continue reading “Deda Ena Günü”ne giden yol…