Eski “çveneburi” dergisi…

Önce İsveç’in başkenti Stockholm’de, sonra İstanbul’da, 1977-1979 arasında yayımlanmış olan çeveneburi dergisinin toplam yedi sayısının üçü birleşik sayı (2-3, 4-5 ve 6-7) olduğu için aslında ortada dört dergi var. Eski çveneburi dergisinden Gürcüce ve Türkçe yazılarda çokça söz edildiğini biliyorum. Ne var ki, bu yazıları yazanların bir kısmı dergiyi görmeden, bir kısmı da içerik analizi yapmadan yazılarını yazmışlardır. Ben bu yazıda, her sayıyı tek tek ele alıp dergiyi tanıtacak, mümkün olduğunca da içerik analizi yapacağım.

Sayı 1

 Birinci sayı, Stockholm’de 1977 yılında yayımlanmış. Kapağında Türk ve Gürcü alfabesiyle çveneburi / ჩვენებუერი yazıyor. Ayrıca derginin adının altına “kültürel dergi” ve კულტურული კრებული (kulturuli krebuli) ibareleri eklenmiş. “Krebuli” dergi, derleme kitap, risale demek; “kulturuli” ise daha çok medeni, kültürlü anlamlarına geliyor. Dergi, İsveç Gürcü Kültür Derneği (Georgiska Kulturföreningen) yayın organı olarak çıkmış. Künyesinde hiç kişi adı geçmiyor. “Kartveloloji Dergisi” olduğu söylenmiş; yayın periyoduna ilişkin ise, bir bilgi yok. Dergi küçük ebatta (15×21) ve 42 sayfa olarak birinci hamur kâğıda basılmış. Derginin künyesinin yer aldığı birinci sayfanın üst kısmında “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nin düşünce ve ifade özgürlüğüne ilişkin 19. maddesi Türkçe ve İngilizce yazılmış. Çveneburi dergisinin “çıkarken” başlıklı yazısında derginin Kartvelolog, Kafkasolog ve amatör yazarlara açık olduğu belirtilmiş. Yani dergi, Gürcülerin dışında diğer Kafkas halklarına da hitap etmek istemiş. Ne var ki dergilerde bunu sağlayacak yazılar yer almamış; diğer yazılar da, daha çok amatör kalemlerin elinden çıkmış gibi görünüyor.

img_0489

Birinci sayıda A. Ö. Melaşvili’nin kaleme aldığı yazı, Gürcistan’ın adını nasıl yazılması gerektiğini tartışıyor: “Gürcüstan mı? Gürcistan mı?” Dergide yer alan “Edebiyat” başlıklı yazıda, A. Ö. Melaşvili’nin “yıllarca süren yorucu ve sabırlı bir çalışma sonunda, Gürcüce aslından, Fransızca ve Azerbaycanca çevirilerden yararlanarak” Şota Rustaveli’nin “Kaplan Postlu Şövalye” adlı destanını çevirdiğini öğreniyoruz. Nitekim bu destanın otuz bir dörtlüğü bu sayıda yayımlanmış. A. Ö. Melaşvili’nin iyi Gürcüce bilmediğini onu yakından tanıyan kişilerden biliyorum. Melaşvili’nin, bu destanın Gürcüler tarafından çok önemsenmesinin cazibesine kapılarak çeviriye giriştiğini düşünüyorum. Yıllar sonra Bilal Dindar ile Zeynelabidin Makas da aynı tuzağa düşerek bu destanı Azericesinden çevirdiler. Bu çevirilerin yapıtın bütün özelliğini ve önemini yok ettiğini açıkça söylemeliyim. Melaşvili bu vasat çevirisini sonraki sayılarda da yayımlamayı sürdürmüş ve toplam 169 dörtlüğü yayımlamış.

Birinci sayıda, imzasız ve önemsiz haberlerin, küçük bilgi yazılarının, yemek tariflerinin dışında, H. Hinkiladze ile R. Çavleişvili’nin çevirileri yer alıyor. Ancak bu çevirilerin nereden ve hangi yazardan yapıldığı belirtilmemiş. Çveneburi dergisinin ve bu sayısının, Türkiye’de yaşayan Gürcüler için o tarihte tamamen yeni ve alışılmadık bir yayın, tek yayın olduğu bilinen bir gerçek. Ancak 1977 yılında başka etnik grupların çıkardığı dergilere bakınca, çveneburi dergisinin son derece acemice, amatörce bir yayın olduğunu, son derece zayıf bir içeriğe sahip olduğunu da söylemeliyim.

 Sayı 2-3

İkinci sayı da, daha doğrusu birleşik 2-3. sayı da yine 1977 yılında Stockholm’de yayımlanmış. Dergi yine eski ebatlarında basılmış, künyesi de neredeyse aynı; ancak çveneburi “Kafkasoloji Degisi” / “კავკასოლოგიური კრებული” (kavkasologiuri krebuli) olmuş. Bir de Fransızca “Revue de Caucasologie” eklenmiş. Derginin künyesinin yer aldığı birinci sayfasında üstte “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nin düşünce ve ifade özgürlüğüne ilişkin 19. maddesi tekrarlanmış. Ancak bu sefer derginin “Dört ayda bir yayımlanan kültürel dergi” olduğu belirtilmiş. Derginin sayfa sayısı da artmış; 64 sayfa olmuş, ama son üç sayfası boş kalmış. Derginin ikinci sayfasında üç dilde, Türkçe, İsveççe ve Fransızca içindekiler listesi yer almış. Bu değişikliğe neden gidildiğine dair bir ipucu olmadığı gibi, dergide İsveççe ve Fransızca yazılar da yer almıyor. Öte yandan Gürcü kültürü dergisinin içindekiler listesini Gürcüce yapmamış olması da dikkat çekici. “Değerli okuyucu” başlığı altında okurlara hitaben yazılan yazıda, derginin İsveç’teki işçi “hemşehrilerin ve Gürcü-severlerin” desteğiyle çıkmakta olduğu, yaşaması için abone sayısının artırılması gerektiği belirtilmiş.

img_0487

Bu sayıda haberler, John Steinbeck’ten gezi yazısı, Gürcistan’ın bazı önemli günlerine ilişkin yazılar yer alıyor. Yine H. Hinkiladze’nin kaynağı belirtilmemiş çevirileri basılmış. A. Melaşvili’in “Kaplan Postlu Şövalye” çevirisi de devam etmiş. Ş. Tevzadze’nin çeviri olduğu belirtilen “Kısa Gürcü Tarihi” yazısı tefrika edilmeye başlamış. Çevirmenler arasına Meral D. Kahidze de katılmış, ama bu ada sonraki sayılarda bir daha rastlamıyoruz. Hayri Hinkiladze Gürcü atasözlerini de çevirmiş. Türkiyeli iki Gürcünün Gürcü alfabesiyle yazdığı iki şiir de bu sayıda yer almış. Şiir sahipleri Gürcü alfabesiyle adlarını M. U. Gamişidze ve K. U. Handadze olarak yazmışlar. Sonraki sayfalarda spor haberleri ve yemek tarifleri yer alıyor.

Bu sayıdaki çeviriler, “Bazı tarihi mecburiyetler de mukadderdi Gürcü halkı için. Orta çağın talihsizliklerle dolu eziciliğinden kurtulan halkı, yeni tarihi dönemde 18. yüzyılın ortalarında yine birçok felaketler bekliyordu…” biçiminde bir Türkçeyle yapıldığını göz önüne alırsak, çveneburi dergisinin yazar ve çevirmen kıtlığı çektiğini, bu kıtlığı ortadan kaldıracak yeni adların da ortaya çıkmadığını sonraki sayılarda da görüyoruz.

Sayı 4-5

Stockholm’de 1978 yılında yayımlanan 4-5. birleşik sayının kapağında bir değişiklik yer almamış. İç kısımda ise kapak düzenini Tamara Ö. Melaşvili’nin yaptığı belirtilmiş. Ayrıca dergi isteme adresine, Stockholm adresi dışında “Ahmet Özkan P.K. 199 – Bursa” adresi eklenmiş. Dergi aynı ebatta, 80 sayfa olarak basılmış, ancak bu kez derginin altı ayda bir yayımlanacağı ifade edilmiş. “Sayın okuyucu” başlıklı yazıda, “Olanaklarımızın sınırlı olmasından dolayı, dergimizdeki inceleme ve çeviri yazılarının hazırlanması, redaksiyonu, dizilmesi, basılması çok zaman almaktadır. Bu nedenle daha zengin, daha güzel ve düzenli çıkmak için bundan böyle, çveneburi, altı ayda bir çıkacaktır” denmiş. Bu açıklamadan derginin maddi olanaksızlıklar dışında yazı işlerinde de ciddi zorluklar yaşadığını görüyoruz. Bu sayıda da “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nin düşünce ve ifade özgürlüğüne ilişkin 19. maddesi Türkçe ve İngilizce olarak tekrar yer almış.

img_0485

Bu sayıda John Steinbeck’in gezi yazısı devam ediyor; ayrıca Ş. Tevzadze de Tiflis gezisini anlatmış. Öte yandan Tevzadze’nin “Kısa Gürcü Tarihi” tefrika yazısının yeni bölümü var. Bu sayının büyük bölümünü Hayri Hinkiladze’nin çevirileri oluşturuyor. Çevirilerin kaynağı burada da belli değil. “Didgori Savaşı”, “Tarihte Ünlü Gürcü Kadınları” sayfalarca yer tutuyor. İberya Ö. Melaşvili ise Gürcü alfabesini anlatan yazıyı kaleme almış. A. Ö. Melaşvili Galaktion Tabidze’nin kısa biyografisi ile “Ben ve Gece” şiirini çevirmiş. Fatsalı Emin A. Halvaşi’nin Gürcü alfabesiyle Gürcüce iki şiiri basılmış. H. Hinkiladze’nin masal çevirileri, A. Ö. Melaşvili’nin “Kaplan Postlu Şövalye” çevirisi bu sayıda da devam etmiş. Refik K. Çavleişvili Tiflis’i anlatan bir yazı çevirmiş, İberya Ö. Melaşvili de “Gürcü Halk Müziği”ni ele almış. Bu sayı haberler, spor haberleri, Gürcü adları listesiyle son bulmuş.

Çveneburi dergisinin, Gürcü Kültür Derneği yayın organı altında yayımlandığı bu sayılarında yayım sürelerini tutturmada, dergide yayımlanacak yazıların temininde, yayına hazırlama aşamasında hayli zorlandığı, derginin güçlükler içinde çıktığı anlaşılmaktadır. H. Hinkiladze derginin sayfalarını doldurmada pilot vazifesi görmüş; açıkçası, H. Hinkiladze’nin çevirileri olmasaymış, derginin çıkma şansının olmadığını söyleyebilirim.

Sayı 6-7

Dergi 1979 yılında Türkiye’ye taşınmış. 6-7. sayı Bursa’da yayımlanmış. “Derginin sahibi ve sorumlu yönetmeni Ahmet Özkan”. Derginin ebatları değişmiş (16×24) ve 68 sayfa olarak üçüncü hamur kâğıda basılmış. Kapaktaki “bu sayıda gürcüce kur’andan ayetler” ibaresiyle çveneburi dergisinin dindar okurlara da ulaşmak istendiği söylenebilir. Bu sayıda da “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”nin düşünce ve ifade özgürlüğüne ilişkin 19. maddesi birinci sayfada tekrarlanmış. Aynı sayfada derginin iki ayda bir çıkacağı belirtilmiş. Derginin bir sayfasında yer alan 1 Eylül tarihli bir gazete kupüründen bu sayının en erken Eylül 1979 tarihinde basıldığını tahmin edebiliriz. “Sayın okuyucu” başlıklı okurlara hitaben yazılmış yazıda posta masraflarının çok tutması nedeniyle derginin artık Türkiye’de basılacağı belirtilmiş.

img_0488

Derginin yazar ve yazı sıkıntısı içinde olduğu daha ilk sayfalarından anlaşılıyor. Necati Cumalı’nın Türk Dili dergisinde Tiflis gezisini anlattığı yazısı burada yeniden yayımlanış. Sonra bir Amerikalının yine bir gezi yazısı derlemesi yer alıyor. İsmail Kara (Şavişvili) İmerhevi’yi anlatmış. A. Rıza Şentepe Abaşide’nin Arapçadan çevirdiği “Gürcüstan” yazısının kaynağı belirtilmemiş. Bu sayının sayfalarının çoğunu, yine H. Hinkiladze, Vahtang Hinkildaze’nin çevirileri doldurmuş. Bu çeviriler atasında “Lazların Tarihi”, “Başi Açuki”, “Tarihte Ünlü Gürcü Kadınlar” gibi yazılar yer alıyor. “Kaplan Postlu Şövalye”nin çevirmenin adı burada, muhtemelen sehven A. M. Melaşvili olarak yazılmış. Osman Çelik “Kafkasya Halkları”nı anlatmış. Aşamba Mümtaz “Devrimci Kültür Sorununa Teorik Bir Yaklaşım Denemsi” adı altında, çveneburi dergisinde daha önce pek de izine rastlanmayan tarzda bir yazı kaleme almış. Bu yazı bana, bu sayıda “Sayın okuyucu” adı altında yazılan yazıdaki “Türk, Gürcü ve Kuzey Kafkasyalı okuyucularımız arasında devrimci bir yol izlememizi önerenler bulunmaktadır. Ne var ki çoğu, kültürel yayın olma konusundaki tutumumuzu onaylayarak, takdir ve teşekkürlerini belirtmektedir…” ifadelerini hatırlattı. Muhtemelen çveneburi dergisi izlediği yayın politikası konusunda dost çevreden eleştiri almışa benziyor; ama dergi  bu yazı dışında bu konuda “ödün” vermemiş. Öte yandan bu sayıda, kapaktaki duyuruya uygun olarak Kuran’ın “İhlas” ve “Tebbet” süreleri Gürcüce olarak yer almıştır.

Sonuç olarak, 1977-1979 tarihleri arasında çıkan eski çveneburi dergisi ile 1993 tarihinden itibaren çıkan yeni çveneburi dergisini çıkaranların, dergicilik konusunda, Gürcistan ve Gürcü kültürü konusunda birikime sahip olmadıklarını, neredeyse her konuda yetersiz kaldıklarını, sadece dergi çıkarmaya, yazı yazmaya ve çeviri yapmaya hevesli insanlar olduklarını söyleyebilirim. çveneburi dergisinin Gürcü kültürünün Türkiye’de “tanıtılması” düşüncesiyle atılmış bir adım olduğunu, ama tanıtımda pek başarılı olamadığı, aksine, amatörce yazı ve çevirilerle bu kültürün primitif olmaktan öteye gidemeyen bir kültür gibi algılanmasına yol açtığını açıkça ifade etmeliyim.

Parna-Beka Çilaşvili

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s