Petre etnik temizliği

PARNA-BEKA ÇİLADZE

Gürcistan, orta çağda birden fazla devleti barındırdığı sırada Osmanlılarla yüz yüze geldi. Osmanlılarla doğrudan sınır komşusu olan devlet ise, Samtshe-Saatabago (1268-1625) idi. “Saatabago”, Türkçe “atabeg” kelimesinden değişime uğramış “atabagi”den türemiştir ve “atabeylik” anlamına gelir. Türkçüler bu kelimeden “Atabeg Yurdu” gibi bir Türk devleti adı uydursalar da Samtshe-Saatabago bir Gürcü devletiydi. Gürcü devletlerinde daha önce de güçlü komşulardan devlet ve saray unvanları alınıp kullanılıyordu. Tıpkı Türklerin Farsça “padişah”, Arapça “sultan” unvanlarını kullanması gibi. Padişah ve sultan unvanlarının kullanılması nasıl ki Osmanlı Devleti’ni Fars veya Arap devleti yapmıyorsa, “atabagi” de Samsthe-Saatabago’yu Türk devleti yapmıyor.

Eski adı Tori ve Petre olan bölgenin, Borcomi bölgesinin dağları ve vadisi.

Osmanlı Devleti, özellikle 1550 yılından başlayarak Samtshe topraklarını ele geçirmeye başladı. Daha sonra kısa süreliğine el değiştirse de Osmanlı Devleti 1578 yılında bu topraklara tamamen sahip oldu. 1595 yılında da, Gürcistan’dan ele geçirdiği toprakları Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan adı altında, köy köy kaydetti. Asıl amaç haliyle vergi toplamaktı. Bundan dolayı da vergi yükümlüsü erkeklerin adları ve baba adları da bu kayıtlarda yer aldı.

Gürcistan Vilayeti”, liva denilen sekiz ana idari birimden oluşuyordu. Bunlar Ahısha (اخسخه ; Gürcüce: Ahaltsihe), Hertvis (خرتوس ; Gürcüce: Hertvisi), Ahalkalak (اخلكلك ; Gürcüce: Ahalkalaki), Çıldır (چلدر ; Gürcüce: Çrdili), Poshov (پوسخو ; Gürcüce: Potshovi), Bedre (بدره ; Gürcüce: Petre), Penek (پنك ; Gürcüce: Panaki) ve Ardahan-i Büzürg (اردهان بزرك ; Gürcüce: Didi Artaani) idi. Bedre livası en doğudaki idari birimdi ve bugünkü Borcomi vadisini kapsıyordu.

1595 tarihli kayıtlara bakınca, bu livalarda boşalmış onlarca köy görmek mümkün. Hıristiyan köylülerin Müslümanlaştırma yüzünden evlerini terk ettiğini tahmin etmek zor değil. Bu insanların Gürcistan’ın iç kesimlerine kaçtığını söyleyebiliriz. Ancak, mesela Osmanlıların eline geçen Ardahan bölgesinden Borcomi’nin de doğusunda kalan Gürcü krallığının topraklarına ulaşmak o dönemde kolay olmasa gerek. Çünkü böyle bir göç, en az 200 km yol gitmek anlamına geliyor. Pek çok insanın istese de Osmanlı topraklarından ayrılamadığını söylersek, yanlış olmaz. Bunun böyle olduğunu aslında “Bedre livası” kayıtları da doğruluyor. 1595 yılında, yani Osmanlıların eline geçmesinden 17 yıl sonra, 49 köyü kapsayan bu livada sadece 8 köyde insan yaşıyormuş. Sekiz köyde de toplam 37 hane kalmış. Yani, 8 köyden aslında orta büyüklükte bir köy çıkıyor. 41 köy ise tamamen boşalmış. Meskun gibi görünen 8 köyün de büyük ölçüde boşaldığı ve çok az insan kaldığı görülmektedir. Borcomi vadisi Osmanlı Devleti’nin doğu sınırı olduğu için insanların daha kolay yolla Gürcü krallığı topraklarına sığındığı anlaşılmaktadır.

Bütün bu tarih meselesine insani boyut açısından bakınca, birilerinin “fetih” diye övündüğü işgallerin korkunçluğunu Bedre livası göçü de göstermektedir. Üstelik biz bu defter üzerinden ne kadar insanın öldürüldüğünü ve sakat bırakıldığını da bilmiyoruz. 49 köyün bulunduğu Borcomi vadisinde 37 hanenin kalması, yani köy başına bir hane bile kalmamış olması, büyük bir trajedi ve bugünkü terminolojiyle etnik temizlik değilse, nedir?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s